Atölyeler
Aylin Vartanyan
Dışavurumcu Sanatlar Uygulayıcısı
Duygu Aşık
Eğitim Uzmanı, Görsel Kolaylaştırıcı
GÖRÜNmeyEN İZLER? atölyeleri Türkiye’de yaşayan Rum, Yahudi, Antakyalı Ortodoks ve Ermeni kadınların bir araya gelmesiyle, kırılganlık ile dayanıklılık arasındaki görünmez hatta birlikte bakma niyetiyle başladı. Zoom ekranlarının ardında, her biri kendi evinin içinden bağlanan kadınlar, yalnızca sesleriyle değil, mekânlarıyla, nesneleriyle ve gündelik hayatlarının dokusuyla bu sürece dahil oldular. Evler yalnızca arka plan olmadı; hafıza, duygu ve hatırlamanın canlı mekânlarına dönüştü.
Çalışma, “Biz kimiz?” sorusuyla başladı. Katılımcılar yalnızca isimlerini değil, bugün burada olma nedenlerini de paylaştılar: belleğin çağırdığı yerler, sanatla ilişkileri, görünmeyen izlerle kurdukları kişisel bağlar… Bu paylaşım, güvenli ve eşitlikçi bir alanın ilk halkasını oluşturdu. Dışavurumcu sanatlar yaklaşımının kısaca tanıtılmasının ardından bedenle çalışmaya geçildi. Ellerin hafızası üzerine kısa bir hareket çalışmasıyla beden uyandırıldı. Ardından her katılımcı, evinde kısa bir gezintiye çıkarak üç obje seçti: köklerini, yüklerini ve ışığını/umudunu temsil eden nesneler. Bu nesneler yalnız seçilmekle kalmadı; birbirleriyle kurdukları mesafe, yakınlık, yönelim ve duruş biçimleri üzerinden “konuşturuldu”. Katılımcılar bu nesneleri bir enstalasyona dönüştürerek, ip ve çizimlerle etrafına kendi “izlerini” eklediler. Bu aşama, sanatsal üretimin bir sonuç üretme zorunluluğu değil, bir tanıklık ve varoluş alanı olduğu fikrini güçlendirdi. Çizimler ve objeler, katılımcıların kökleri, yükleri ve umutları arasındaki ilişkileri görünür kılan sessiz bir anlatı haline geldi. Her katılımcı, çalışmasıyla bir süre yalnız kalarak “eğer bu enstalasyon konuşsaydı bana ne söylerdi?” sorusuyla içsel bir diyaloğa davet edildi. Paylaşım bölümünde her katılımcı çalışmasını tanıttı ve onu nasıl deneyimlediğini aktardı. Diğer katılımcılar ise “estetik yankı” yaklaşımıyla, yargısız ve onarıcı bir tanıklık sundu. Böylece bireysel deneyimler kolektif bir dinleme alanına dönüştü.
Çizer: Duygu Aşık
Atölye, sanatın “iyileştiren bir araç” olmaktan öte, yaşamla yeniden ilişki kurma kapasitemizi güçlendiren bir poietik süreç olduğu vurgusuyla tamamlandı. Katılımcılar, gündelik hayatta “görünmeyen izleri” fark etmeye devam etmeleri için küçük estetik günlükler, nesneyle ilişkiyi sürdürme ve eserle diyaloğa girme gibi gönüllü davetlerle uğurlandı.
Bu atölye, ortak bir dil kurmaya çalışmadı; bunun yerine çok sesli bir tanıklık alanı yarattı. Sessizliklerin, küçük hatırlamaların, incinebilirliğin ve dayanıklılığın birlikte duyulabildiği bir estetik alan…Ve belki de en önemlisi: görünmeyen izlerin hem yük hem güç olduğunu hatırlatan bir karşılaşma.
Çizer: Duygu Aşık
Programın ikinci aşaması birebir görüşmelerle derinleşti. Her kadının hikâyesi biricikti; anlatılan her deneyim benzersiz bir duyuş, dayanma ve dönüşme biçimi taşıyordu. Bu aşamada yanımıza bilinçli bir seçimle şiiri aldık. Özellikle Hint asıllı şair ve çizer Rupi Kaur’un şiirleri eşlik etti bu yolculuğa. Onu seçmemizin nedeni yalnız şiirlerinin güzelliği değildi; dili yalın ama yüzeysel olmaması, kırılganlık, kuşaklararası aktarım, kadın bedeninin ve ruhunun taşıdığı yükler ve güçler üzerine yumuşak ama derinlikli bir düşünme alanı açmasıydı. Rupi Kaur, iyileşmenin yüzeyde değil kökte başladığını hatırlatan bir ses. Kadınların taşıdığı mirası yalnızca acı değil, aynı zamanda güç ve ışık olarak da görebilmemiz için bir eşlik.
Onun sözleri bu çalışmanın kalbiyle buluştu. Bir şiirinde söylediği gibi:
…
derinlerinde bir yerde
güzel bir muhabbet var
iç dünyanın bu söylediklerine
kulak kesilmelisin
…
Bu satırlar, her katılımcıyı kendi içindeki “güzel muhabbet”e kulak vermeye çağırdı; bazen sessiz, bazen kırılgan ama her zaman taşıyıcı olan o iç sese. Başka bir şiirinde, bizden önce gelen milyonlarca kadının bıraktığı mirasın üzerinde durduğumuzu ve geleceğe bir ışık devretme sorumluluğu taşıdığımızı hatırlattı. Böylece ikinci buluşma, yalnızca geçmişte zorlayıcı olmuş deneyimlere dönüp bakmak değil; bu deneyimlerin bugün nasıl bir dayanıklılık, nasıl bir ışık alanı bıraktığını keşfetme sürecine dönüştü. Kısa çizimler, küçük jestler ve derin düşünme anlarıyla her katılımcı kendi ışığını yeniden görünür kıldı.
Çizer: Duygu Aşık
GÖRÜNmeyEN İZLER? atölye çalışmaları bir sanat etkinliği olmaktan öte, incinebilirliğin aynı zamanda dayanışma ve güçlenme potansiyeli taşıdığını hatırlatan bir buluşma alanına dönüştü. Evlerin içinden başlayan bu süreç, iç dünyalara doğru açıldı ve oradan yeniden birbirimize uzandı. Her hikâye saygıyla dinlendi, yargısız bir tanıklıkla tutuldu. Ve belki de en kıymetlisi, her bir kadın kendi dayanıklılık hikâyesinin yalnızca geçmişten değil, bugünden ve gelecekten de söz ettiğini hissederek ayrıldı; ışığın, paylaşıldıkça çoğalan bir şey olduğunu yeniden hatırlayarak.
Aylin Vartanyan
Eğitmen, Dışavurumcu Sanatlar Uygulayıcısı
Aylin Vartanyan Dilaver, öğrenme ve iyileşme süreçlerinde sanatın dönüştürücü gücünü merkeze alan bir eğitmen ve araştırmacıdır. Barnard College ve Columbia Üniversitesi’nde politik ekonomi ve edebiyat alanlarında eğitim aldı; uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi’nde eleştirel okuma ve yazma dersleri verdi ve aynı kurumun Barış Eğitimi Merkezi’nin kurucu eğitmenlerinden biri oldu. 2005’te Augusto Boal’in Ezilenlerin Tiyatrosu yaklaşımıyla tanışması, sanatı toplumsal değişimin dili olarak görmesine ve yaratıcılığı güvenli paylaşım alanları açmak için kullanmasına ilham verdi. 2010’da başladığı European Graduate School’daki doktora çalışmasını, İstanbul’da yaşayan Ermeni kadınların sessizlik ve hatırlama deneyimlerini dijital hikâye anlatımı ve post-hafıza perspektifleriyle bir araya getiren araştırmasıyla tamamladı.
2011’den bu yana yas, duygusal dayanıklılık, kuşaklar arası hafıza ve ekolojik iyileşme (ecopoiesis) temalarına odaklanan dışavurumcu sanatlar atölyeleri yürütüyor. Çalışmalarında, katılımcıların kendi hikâyelerine ve beden bilgeliğine şefkatle yaklaşabilecekleri kapsayıcı ve güvenli alanlar açmayı amaçlıyor. 2023 depremi sonrasında İstanbul, Gaziantep, Mersin ve Hatay’da öğretmenler, STK çalışanları, gençler ve psikososyal destek alanında görev yapanlarla, toplulukların kendi kaynaklarını harekete geçirmesini destekleyen travmaya duyarlı dışavurumcu sanat atölyeleri tasarlayıp uyguladı.
Halen İstanbul’daki Dışavurumcu Sanatlar Enstitüsü’nde eğitmen olarak; üniversite içinde ve dışında ise sanat temelli öğrenme ortamları tasarlayarak yolculuğunu sürdürüyor. Kişisel hafıza, kolektif tanıklık ve estetik araştırmalarla örülmüş yazılar kaleme alıyor ve Ermeni kadın akademisyen ve sanatçılardan oluşan Parrhesia Kolektifi’nin kurucu üyelerinden biri olarak çalışmalar yürütüyor.
Duygu Aşık
Eğitim Uzmanı, Görsel Kolaylaştırıcı
Duygu Aşık; hak temelli kavramsal konularda, esenlik, yaratıcı yazma, resimleme temalarında eğitimler ve atölyeler gerçekleştiren eğitim uzmanıdır. Kişisel anlatıları, grup anlatılarını ve eğitim akışlarını kendi görme biçimiyle birleştirip dijital resimleyerek görselleştiren görsel kolaylaştırıcıdır. Devamlı olarak yazar, resimler ve yürür.
2009 yılında, üniversite hak temelli çalışmalarda gönüllü yer alan Duygu Aşık, 2014 yılında Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Bu sürelerde formal olmayan eğitim ortamının yarattığı değişim gücünden etkilendi ve Eğitim alanında profesyonel olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve kamu kurumlarıyla hak temelli çalışmalar yürüttü ve yürütmeye devam ediyor. Farklı özelliklerdeki gruplarla çalışabilme, eğitim ve atölye tasarlama ve uygulama, grubun en bilge halini ortaya çıkarmak için diyalog ve araçları kullanmak konusunda uzmandır. Derin Demokrasi araçlarını ve Şiddetsizlik yaklaşımını çalışmalarında kullanır.
2017 yılında, toplumsal cinsiyet çalışmalarının içinde yer alırken biriken duygusal yorgunluğu onarmak ve kendisiyle bağlantı kurmak için yürüyüş, hikaye yazımı, hikaye anlatımı ve resimle ilgilendi. Kendi kişisel hikayesini inceleyerek, yazarak, anlatarak ve resmederek çalıştı, bu süreç onu dönüştürdü. Kişisel dönüşümün ardından, uzmanlık alanı olan öğrenme-beslenme ortamı ile resimlemeyi, yazmayı birleştirdi. 2023 yılından bu yana Esenlik, Yazı, Oyun, Çizim temalarında da atölyeler gerçekleştiriyor ve öğrenme ortamlarını, anlatıları dijital olarak resimliyor.