Okuma Odası
GÖRÜNmeyEN İZLER? sergisinin okuma odasında, Türkiye’de hâlâ doğal görünürlük yaşayamayan Yahudi, Ermeni ve Rum kadınların; hem kendi topluluklarında hem de daha geniş toplumsal bağlamlarda ataerkil normlarla nasıl müzakereler içinde olduklarını, toplumsal cinsiyet hiyerarşilerine karşı ne tür direniş modelleri geliştirdiklerini ve bu modellerin cinsiyet, din ve toplumsal sınıf gibi kategoriler üzerinden birbirlerini nasıl etkilediğini konu edinen metinler bulacaksınız.
Okuma odasi icin önermek istediğiniz yazilari, iletisim@istanbulgendermuseum.org adresine gönderebilirsiniz.
“Biliyorum ki belli yerlere çıkamazsın bu toplumda. Belli yerlere gelemezsin“
“Lisedeyken ‘benim toplumum çok korkak, suya sabuna dokunmuyorlar, çok sorumsuzlar, sinikler’ diye düşünüyordum.”
“Sadece kendi geleneğimizi, kültürümüzü devam ettirmek için uğraşıyoruz.”
“Ortalama bir Yahudi sadece antisemit olana sinir oluyor ama olay o değil, biraz geniş bakacaksın.”
“Tehlikesiz olan bir yere demir bir kapı koymazlar. Demek ki bir tehlike var.”
“Bir insan sen Musevisin diye sana saldırsa belli ki cezalandırılmayacak.”
“Dışlanmadığım için kendimi şanslı hissediyorum. Fakat her an bir haksızlık ya da dışlanma yaşayacağım korkusuyla da yaşıyorum.”
“İsmin yabancı bir isim değilse, Yahudi olduğunu belirtmemen senin için bir artı olabiliyor”
“500 seneden fazladır burada olmamıza rağmen, hala Türk sayılmamamız beni çok üzüyor.”
“Dışlanıyorsun, yok sayılıyorsun, antisemit önyargılarla karşılaşıyorsun…”
Anna Anlatıyor: “Gidelim desek de nereye gidelim ki bu yaştan sonra… Yahudiler için ‘en güvenli’ dedikleri yerde bile yaşananları gördükten sonra…”
Vivi Anlatıyor: ‘Antisemit saldırıya maruz kalmadım, ama basının tek taraflılığı bana yetti.’