Keman Nerede?
Niki Stavridi
Niki Stavridi’nin “Keman nerede?” hikayesinin çizgi öyküsü GÖRÜNmeyEN İZLER? sergisine yazarın izniyle dahil edildi. Hikayenin çizgi öyküsü “güçlenme her zaman bir zafer ya da dönüşüm anlatısı olmalı mı?”, “güçlenme ihtiyacı, güçlenme potansiyeli ve güçlenmenin eşiğinde duruş kutlanmaya değmez mi?” sorularından yola çıkılarak hazırlandı.
Keman gardırobun üstünde, bu taraftaki uçta, tepede duruyor. Nadiren iner oradan… Özel bir lütuf olarak ya da alışılmışın dışında olan bir gösteri için. Biz o kutuya, iki yaya, özellikle enstrümana, kemanı saran pamuklu kılıfa ve çenenin dayandığı -bir zamanlar dayandığı- o “küçük tabağın” üstünü örten ipek mendile hayranlıkla bakarız.
Keman, annenin önceki hayatına ait. Canı ciğeri çocukları ise onun sonraki hayatına. Onlar, Gulliver’ı yerde bağlı tutan Liliputlular’dır.
Gulliver önce küçüktü, bir mini kemandı, o beş yaşındayken. Bay Ksantopulos ona müzik dersleri veriyordu.
Ondan yola çıkıp Atina Konservatuar‘ı diploması için çaldığı konser sonunda kendisini hararetli bir el sıkmayla ″oy birliğiyle pek iyi“ diyecek olan sınav komitesi başkanı Dimitri Mitropulos’a ulaşacaktı. Konservatuarın ustalık sınavı için çaldığı Heinrich Wieniawski konçertosu yorumlamasından etkilenen Mitropulos’un o anın coşkusuyla sahneye çıkan basamakları bir çırpıda tırmanışını anlatırdı.
Bu Gulliver bir daha asla Liliputluların bağlarından kurtulmayacaktı. Dağın zirvesinde, bir platoda, cansız yatacaktı. Onu öpücüğüyle ve dokunuşuyla uyandıracak olan prenses kötü bir büyünün etkisi altındaydı.
Evin içinde, ormanda dönüp durur ve ağlardı.
Leonid Kogan, David Oïstrakh, Jascha Heifetz, Suna Kan ve Ruggiero Ricci, İstanbul Radyosu’nun Üçüncü Programı’ndan müzikleriyle ona seslenen sirenlerdi. O bu müzikleri hep dinler ve ağlardı.
Bir gemiye binmişti – kaptan kendisiydi – ama kimse bunu bilmiyordu. Görünüşe göre o da bilmiyordu.
Eğer kaptan olmayı açıkça üstlenseydi, sirenlerle de anlaşabilirdi: Onlara yaklaşabilir, yanaşabilir, onlarla çalıp oynayabilir, istediği anda gemisine yeniden binebilirdi. Ama o sadece sirenleri uzaktan dinler… ve ağlar, ağlar, ağlardı.
Gulliver bugünlere kadar öylece kaldı – cansız, güzel ve soğuk.
Kaptan kadın ise başka bir yere gitti. Şimdi artık dümende olması ihtimal dışı değil, ama kimse bilmiyor.
Liliputlular iç kısımlara göç ettiler. Ancak çok nadiren yüksek bir platoya tırmanıp uzaklardan denizi ve deniz dibini – orada uyuyan batıkları ve hazineleri – seyrederler. Uzakta, ta orada.
Çizer: Eda Çağıl Çağlarırmak
Niki Stavridi’nin “Keman nerede?” hikâyesi, Françoise Miquet’nin Yunanca’dan Fransızca’ya yaptığı çeviri temel alınarak DeepL.com kullanılarak Türkçe’ye çevrilmiş, çeviri hikâyenin yazarı Niki Stavridi tarafından gözden geçirilmiş ve düzeltilmiştir.
(“Où est passé le violon ?”, Niki Stavridi, Petites histoires sans fioritures (Mikres astolistes istories), Hestia, 2018)
Niki Stavridi
Niki Stavridi (d. 1954), doğup büyüdüğü İstanbul’dan 1979 yılında ayrıldı. Yunanistan’da yaşıyor. İngiliz Edebiyatı ve Sosyal Antropoloji eğitimi almış olup, Türkçe ve İngilizceden Yunancaya çevirmenlik yapmaktadır. İngilizceden Yunanca’ya çevirileri arasında Radclyffe Hall’un “Yalnızlık Kuyusu” (The Well of Loneliness), Türkçe’den Yunanca’ya Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” ve “Korkuyu Beklerken”, Tezer Özlü’nün “Yaşamın Ucuna Yolculuk” ve “Eski Bahçe – Eski Sevgi” adlı eserleri bulunmaktadır. Yunanca, Türkçe ve İngilizcenin yanı sıra Fransızca ve İtalyanca konuşmaktadır.