Skip to content Skip to footer
karel-gorseller-sol-serit (4)
karel_invisibletraces_form@2x

Çember

Karel Bensusan

BÖLÜM I – K.Y.O.

Ahmet’in Günlüğü

Dur..dur.. dur anne! Daha yazmam bitmedi ki. Kolumdan çekme artık. Hem ben artık sekiz değilim. Dokuz oldum. Kocaman dokuz.  Ne yazdığıma karışamazsın. Öğretmenimiz “günlükler gizlidir.” dedi.  Sadece yazan kişi okuyabilir. Kimse ama kimse bakamaz. Zaten sen șakadan da anlamazsın. O yüzden sana okutmayı düşünmezdim. Babamın esprilerine bile gülmüyorsun. Buna mı güleceksin?!Anne, biliyor musun? Bu zamana kadar hep o beni yaraladı. Şimdi sıra bende. Ama öyle bağırarak degil. Sessizce. Anne, sen beni ne sandın? 

Defterime yazıyorum: 

Klara’yi yaralamak mi? 
Klara’yi yargılamak mi? 
Klara’yi yok etme operasyonu? 

Yazdım beyaz not kağıdına. KYO. Kağıt sınıfta dolaşacak. Ta ki Klara’nin sesi yok olana kadar.  Oyun neymiş görsünler. Güç bende artık! Ahmet’ten bu dünyaya.

Klara’nın Günlüğü:

Ortak bir arkadaşımız vardı. Elinde minicik bir not kağıdı. Bana uzattı. Kağıtta “KYO” yazıyordu. Önce anlamadım. “Bu ne?” dedim. Biraz utanarak anlattı. “Bu bir oyun gibi bir şey. Klara’yi yok etme operasyonuymuş. Yani seni. Neden yaptığını ben de bilmiyorum. Ama sana söylemek istedim. Ben bu oyunda yokum. Seni de uyarmak istedim. Kendine dikkat et.” 

Sonra gitti. Ben orada kaldım. Ne kadar süre geçti, bilmiyorum. Ne yapacağımı düşünüyordum. 

Bu operasyonu planlayan kişi benim yakın arkadaşımdı. Ama hep biraz gizli gizli davranırdı zaten. Sinsi mi desem.  Kızlar erkeklerden, erkekler de kızlardan uzak dururdu. Ben senden uzak durmadım, korkmadım savaş hikayelerinden. Korkmalı mıymışım? 

Bana tankları anlatırdın.Uçakları. Silahları. Hepsini tek tek, oyuncak gibi.  Şimdi o silahları bana mi tutuyorsun?  Nedenini sormuyorum. Belki bu da senin oyunun. 

Sen oyunları hep fazla ciddiye alıyorsun.  Diğer çocuklar top oynarken sen kafanda savaş yaşardın. 

En çok da İkinci Dünya Savaşı.  Şimdi beni de mi çağırıyorsun o savaşa? Ciddiye mi almalı oyununu, operasyonunu?  Klara’yi yok etme operasyonu. Ağır kelimeler. Seni durdurmanın bi yolu olmalı.  Hasar az olsun, şiddete alerjim var. 

karel-gorseller-sol-serit (2)

BÖLÜM II – Dayanışma

Ahmet’in Günlüğü

Kızlar bahçede bir çember kurmuşlar.

En az 10 kişi varlar. Ne yapıyorlar, hiç anlamadım.

Neyse, çok da önemli değildi. Ben her zamanki kraliyet köşeme gitmek için yürüyordum. Sallana sallana yanlarından geçiyordum.

Aralarında bir kız vardı. Adı Müge. İşte o bana seslendi. Ne dedi biliyor musun: “Ahmet var ya, sen kendini bir şey sanıyorsun ama tam bir KORKAKsın!!” Bana böyle demeye hakkı yok. Ayrıca, ayrıca, ayrıca birçok şey olabilirim ama KORKAK asla. 

Sana açık konuşayım. Gururum incindi.

Evet, incindi. Ben de Müge’nin üzerine yürüdüm. Hak ediyordu. Beni kışkırtmıştı. Zaten hiçbir zaman sevmemiştim onu. Şımarık kızın tekiydi. Sınıftaki bütün erkekler onu beğeniyor sanırdı. Sonra Müge bana yine “SEN KORKAKsın” dedi.

Kendimi tutmadım. Onu ittim.

Hem de sert.

Oh olsun! Sendeledi, arkadaşı son anda tuttu.

Çemberdeki bütün kızlar çığlık attı. Meğer, öğretmenimiz yakındaymış. Duydu ve bize yaklaştı. Herkes beni işaret etti.

İşte o: “Ahmet, o yaptı!” 

Bu sefer kurtulamayacaktım; kızı itmiştim. Bu sefer de öğretmenimiz bana bağırdı: “Sen benimle geliyorsun!”

Cezam üç öğlen teneffüsü bahçeye çıkmamak. Bu ceza Müge’ye verilmeliydi. KORKAK diyen o. Ben kendimi korumayacağım da ne yapacağım. 

Korkmuyorum, KORKAK da değilim.

Ben sıkılmam ki, operasyonu planlarımı düşünürüm ben de. Onlar benden korksun. 

karel-gorseller-sol-serit (6)

BÖLÜM III – Güçlenme

Klara’ın Günlüğü

Damla’ya not kağıdından bahsettim. Hani bana karşı operasyondan bahseden. Ona Serra, Didem, Müge ve Irmak’la konuşmasını söylemiştim. Onlara yarın öğlen teneffüsünde yemek yedikten sonra bütün kızlar buluşup bahçede çember yapacağımızı söylemesini istedim. Damla, kızlara sürpriz bir oyun oynayacağımızı söyleyecekti. Müge’ye Ahmet’i kışkırtma görevini verdiğimi söyledi. Müge’yle ben özel olarak konuştum. Ne yapacağını söyledim. Damla’ya Müge’ye güvenebileceğimizi , onun bu işi iyi yapabileceğini düşündüğümü anlattım. 

Müge Ahmet’i kışkırtacak. Ahmet Müge’ye saldıracak. Öğretmen görünce Ahmet’e ceza verecek. Ahmet kapana kısılacak. Tabi diğer kızlarla da ben konuşurum diye planladık. Sınıfta dört kız arkadaşımız daha var. Damla sevindi, planı beğendi. 

Sonraki gün geldi. Yemek yedik ve 10 kız bahçede çember yaptık. Çok mutluydum. 10 kişi el eleydik. Bana destek oluyorlardı. Umarım planım ise yarar dedim. Müge, öğretmen uzaklaşmadan Ahmet’i kışkırtmalı. Çember de bozulmamalı. Ufak adımlarla dönüyorduk. Sonunda Ahmet yaklaştı. Müge hiç beklemeden ona: “Sen kendini bir şey zannediyorsun ama KORKAKsın.” diyerek bağırdı. Hepimiz heyecanlandık. 

Ahmet, Müge’nin üzerine yürüdü. Müge yine “Sen bir KORKAKsın.” diye bağırdı. Ahmet Müge’yi itti. Hepimiz çok korktuk ve çığlık attık. Irmak Müge’yi tuttu. Müge neredeyse yere düşüyordu. Çok kötüydü. E tabi, öğretmenimiz hemen duydu, koşarak geldi. Ahmet’i bir güzel azarladı. Sonra Ahmet’i kenara çekti. Ona bir şeyler söylüyordu, kızıyordu. Ahmet de kızgındı ama ne konuştular duyamadım. Başka bir çocuktan öğrendim, Ahmet üç öğlen teneffüsünde bahçeye çıkamayacakmış. Yani ceza almış. Plan tamamlandı. Ahmet’i korkutmuştuk. Şimdi artık Ahmet operasyon yapsa bile karşısında 10 kız bulacaktı. İşi zordu. Sonra görüşürüz günlük. 

Ahmet’in Günlüğü 

Amma sıktı bu ceza. Bitti, bitti de bütün kızlar operasyondan haberdar. Ceza boyunca operasyonu düşünsem ne olacaktı. Düşünmedim ben de. Klara’dan ne kadar nefret ettiğimi düşündüm. Şimdi olmasa da, ileride onun canını acıtacağım kesinlikle. Bazı kızları yanıma çekebilirim. Klara’nin onlar hakkında kötü konuştuğunu söylerim. Klara’ya düşman olurlar. Eğlenceli olur, değil mi günlük? Çok işim var. Şimdiden kimleri kandıracağımı seçeyim. Irmak olur, o saf bir kız. Ağıma düşer. Sırf saf değil, aptal da. Of, niye bu kadar yorucu olmak zorunda? Neyse, hala kimse Klara’ya aşık olduğumu anlamadı. Bunu birinin ağzından duyayım, görür o gününü. 

Klara’nın Günlüğü

Vay be bize! Müthiş bir iş başardık. Düşünsene 10 kız beraber, el ele. Sana söyledim mi, Ahmet kızları küçük görüyor. Öyle mi Ahmet? Öyle mi? Bak, neler başardık biz beraber. Çember çok iyi fikir degil miydi, ya? Çok, çok iyi. Çok eğlendik, bütün kızlar. İyi ki Müge’ye güvenmişim. 

KORKAKsın diye bağırırken yüzünü görmeliydin. Nasıl nefret doluydu. Sanki operasyon ona karşı düzenlenmiş. İkinci dönem Müge’yle daha da yakın arkadaş olmak isterim. Beni önemsiyor demek ki. Hem de çok cesur. Diğer kızlar da müthişler. Hepsi çok iyi arkadaşlar. 

Ahmet’e gelince, bana saldırmayacaktı işte. Yakın arkadaştık üstelik. Ne değişti, anlamadım. Ne zaman böyle acımasızlaştı? Ne yapacaktı ki operasyonda bana? Beni nasıl yok edecekti? Planı var mıydı? Ne olursa olsun, biz yine onunla bir güzel eğleniriz kızlarla. 

karel_invisibletraces_form@2x

Klara

Karel Bensusan

Ben 9 yaşındayım. Adım Klara. 

Yazıdaki bahçe ilkokul bahçemiz. 

Ben orada genelde erkeklerle futbol ya da basket oynarım. Bunu yapan tek kız benim. Zaten bana “erkek fatma” diyenler olur. Bir de “Speedy Gonzales” derler. Çok hızlı koştuğum ve erkeklerle oynadığım için. Bana neden erkek fatma dediklerini anlamıyordum. Anneme bundan bahsettim. “E kızım futbol oynarsan, onlar da sana erkek fatma derler” dedi. 

Annem de beni anlamıyor. Ben sadece futbol oynamak istiyorum. Diğer kızlar niye futbol oynamıyor, onu da anlamıyorum. Kızlar futbola gelmiyorlar ama o gün çembere çağırdığımda geldiler. Onlar olmasa Ahmet ceza alamazdı. Kim bilir bana ne olurdu. Futbol oynamıyorlar da, iyi ki varlar! 

Karel_bensusan-cizimler-6
karel_invisibletraces@2x

Karel Bensusan

Karlı bir aralık günü 80’lerin sonuna doğru hala daha ayrılmaya tenezzul etmediğim Kadikoy’de doğdum. Çocukluğum ve lise yıllarım kendimi müziğim derinliklerine ve basketbolun şevkine bıraktığım yıllar oldular. Boğazici Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi alirken sosyoloji bölümündeki dersleri de kendime katmakla meşgul oldum. Psikolog olarak başladığım serüvende hep kadınlar ile çalışma fırsatım oldu. İstanbul’da Kadın Sığınma Evi’nde, Kilis’te Sınır Tanımayan Doktorlar’da Suriyeli kadınlarla çalıştım. Bir noktadan sonra konuşmaktan ayrı olarak dokunmanın gücünü fark ettim ve masaj terapistliğine yöneldim. Son yıllarda günlerimi masaj yaparak ve Kadıköy’ün tadını çıkararak geçirmekteyim.

karel_invisibletraces@2x

Sanatçı Atölye Süreci

Atölye Yürütücüsü: Aylin Vartanyan
Görsel Kolaylaştırıcı: Duygu Aşık

karel-atolye-sureci-2

Fikir
Meral Akkent

Proje Koordinatörü
Şehlem Kaçar

Sanat Yönetmeni
Günseli Baki

Proje Ekibi
Meral Akkent, Şehlem Kaçar
Günseli Baki, Aylin Vartanyan
Duygu Aşık, Eda Çağıl Çağlarırmak, Su Sakarya, Umay Özde Öztürk, Ferhat Akbaba

İllüstrasyonlar
Duygu Aşık

Çizgi Öyküler
Eda Çağıl Çağlarırmak

Grafik Tasarım
Ferhat Akbaba

UI/UX & Development
Berfin Ezgi Toktaş

Müze Pedagojisi Birimleri
Meral Akkent

İngilizce Çeviriler
Meral Akkent

İngilizce Editörler
Hans-Martin Dederding
Vivien Cockshott

GÖRÜNmeyEN İzler? – inVISIBLE TRACES?, İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi’nin bir sergisidir. İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi’nin tüm sergilerindeki içeriğin fikrî mülkiyet hakları, müzenin taşıyıcı kurumu Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği’ne aittir.

İletişim: iletisim@istanbulgendermuseum.org